birgün

Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan: Doğayı ranta hiç açmadık

Çanakkale Belediyesi Belediye Başkanı Ülgür Gökhan, başkanlıkta 16 yılı geride bıraktı. Ülger Gökhan’ın dönemi, “sosyal belediyecilik” ile anılıyor. Gökhan, önümüzde yerel seçimlerde CHP’den aday adayı. Ama bir şartı var: O da ön seçim.

Ülger ile Çanakkele’yi, belediyeyi ve adaylık sürecini konuştuk. Mevcut başkan Ülgür Gökhan, ön seçim talebi için, “Bunun artık bir üslup olması lazım. Hiçbirimiz vazgeçilmez değiliz” diyor.

 

► Yönetimde hayallerinizi gerçekleştirebildiniz mi?
Evet, kentlerde yapılacak iş bitmez malum. Ama başladığım andan itibaren nüfusumuz arttı, 130 binlere geldi. Tabii Çanakkale’ye ilgi çoğaldı ama başladığım günden beri Çanakkale’nin çok önemli sorunlarını çözdüğümü söyleyebilirim. Çöp depolama alanımız yoktu, üniversitenin altında vahşi depolama alanımız vardı, yangınlar çıkardı. Çanakkale’de koku altında kalırdık. Onu yaptık. Atık su arıtma tesisimiz yoktu, denize derin deşarj yapıyorduk, onu çözdük. Şu anda arıtma tesisimiz var. İçme suyu zaten arıtılarak yapılıyordu, yeni bir projeyle onu dönüştürmeye çalışıyoruz, altyapıya da çok ciddi yatırım yaptık. Altyapıyı A’dan Z’ye değiştirdik. Yağmur yağdığında su basardı etrafı ve kordonu, bunların hepsini hallettik.

► Çanakkale’ye ilginin arttığından bahsettiniz. Bu ilginin sebebini neye bağlıyorsunuz?
Çanakkale özgür bir kent, insanlar burada özgürlüklerini yaşıyor. Hiç kimse ne siyasi görüşünden dolayı, ne kimliğinden dolayı ne cinsiyetinden dolayı ne de ırkından dolayı ayrımcılığa uğrar. LBGTİ’ler de dahil olmak üzere engellilerin, kadınların çok özgür yaşadığı, tek başına çok rahatlıkla yaşadığı bir kent… Özgürlüklerin ve barışın kenti diyoruz. Artı, kentin mevcut yapısı itibariyle de kolay yaşanılabilen ve ulaşılabilen bir kent. Pazarlarında hemen yakınındaki tarlalardan, köylerden ürünlerin satılabildiği, yürüme mesafesinde işlerin olduğu bir kent olduğu için, buraya gelen insanlar, buraya gelmek isteyen insanları teşvik ediyor. Çocuklar burada özgürce hareket edebiliyorlar parklarda. Şimdi İstanbul’da, Ankara’da bir çocuğu evden parka götürmek bile seremoni… Burada ise yaşam kolaylığı var. Büyük kentlerimiz düzensizlik ve risk taşıyor.

► Bu anlamda Çanakkale, büyük şehirlerin yanında bir alternatif mi?
Kesinlikle. Üniversiteye çocuğu gelenler, çocuğunu getirdiği zaman, buraya yerleşiyor. Üniversiteli çocuk buradan gidiyor, iş için onlar burada kalıyor. Tabii Çanakkale’ye gelen insanların hepsi, belli bir kültür seviyesindeki insanlar. Mesela Çanakkale’de kültürel etkinlikler bedava. 250 kişiye birden tiyatro oyunu sahnelettik ve müzik… Çok ciddi konserlerimiz oldu, güzel sanatçılar getirdik ve hepsi bedava. Çünkü mantık şu; bu kentin insanı zaten belediyesine para veriyor, kumbaraya atıyor. Kişi başına Ankara’dan para geliyor, emlak vergisi ödüyor, su parası ödüyor, kiracıysa kira ödüyor, katılım payı ödüyor. Kumbaraya hep para atıyor. Kumbara kimlerin parası? Onların parası. Biz de o kumbaradan onların kültürel hayatına katkıda bulunuyoruz. Yolunu yapıyoruz, suyunu yoruz, asfaltını yapıyoruz, taşını yapıyoruz, kültürel aktivitelerini yapıyoruz. Biz bunlara para verirken kumbara da bu işlere yarıyor… İnsanlar şaşırıyor, işte bu yüzden bedava. Bir de ayrıyeten niye para alalım? Ona göre getiriyoruz, israf etmeden yapıyoruz tabii bunları.

► Büyük kentlerde mutsuz insanlara alışkınız. Siz Çanakkale’de insanların yüzlerini güldürebildiğinizi düşünüyor musunuz?
Kesinlikle. Yeterli mi, onu tartışmıyorum. Daha iyisi olacak tabii, bütçemiz elverdiği ölçüde.

BAKANLIK’TA DOSYALAR BEKLETİLİYOR
► Peki başkanlık sürecinize dair özeleştiriniz yok mu hiç?
Yaptığım her şeyin arkasındayım. Yetemediğim projeler var. Bizim dışımızda, bürokrasiye takıldığımız şeyler olabiliyor.

► Bürokrasiden kastınız, siyasi iktidar mı?
Önümüzü açmıyorlar. Ankara’ya mesela, bir şey gönderiyorsun Bakanlık’a, imzalanması lazım, orada bekliyor. Birileri bekletiyor onu, bir emir bekliyorlar. Bu hale geldik. Hâlbuki eskiden böyle miydi; bürokrat, genel müdür, tek başına en kötü ihtimal müsteşar işi bitiriyordu. Şimdi siyasi otorite ve milletvekili bekletiyor. Bu tür engeller oluyor. Yoksa daha hızlı hareket edebilirdik. Bir kültür merkezi meselesi vardı. “Yapalım” dedik, “Yok biz yapacağız” dediler. Plan tadilatını yaptık, hiç öyle bir şey yok, yapmadılar.

► Adaysınız ve ön seçim talep ettiniz. Bu süreci anlatır mısınız?
Bunun artık bir üslup olması lazım. Adaylık şartım da buydu zaten. İki şartım vardı: Kamuoyu araştırmasında önde çıkmak ve eğilim yoklaması. Ben bu kitlenin çoğunluk oyunu alamıyorsam, bu seçmenin oyunu nasıl alacağım? Ben milletvekilliği seçimi için de bunu demiştim. Sıkıntı oldu, dediğimi yapmadılar. Hiçbirimiz vazgeçilmez değiliz.

► Peki, Çanakkalelilere ne vaat ediyorsunuz?
Bir kültür merkezine ihtiyacımız var, yeri hazır. Keza gençlik merkezine de ihtiyacımız var. Bir bilim merkezi kuruyoruz. Ulaşımı rahatlamaya yönelik planlarımız var. Kırsal tarımı çok önemsiyorum. Bir de eğitim kooperatifi ve enerji kooperatifi çalışmalarımız var.

ÜNİVERSİTE YÖNETİMİ ÇOCUKLARIN ÖNÜNÜ AÇMIYOR
► Belediyeniz, öğrenci dostu kent seçildi. Ne düşünüyorsunuz?
Kısmen yetiyor tabii ki. Daha fazlası lazım ama. Biraz da etkinliklerini sağlayabilecek alanlar yaratmamız lazım üniversiteler dışında. Hep söylerim, tiyatro yapabilecekleri bir stüdyo vs. ne istiyorlarsa, kentte eksiliğini hissettiği ne varsa hepsini biz onlara vermek için hazırız. Üniversite öğrencisiyle biraz kopukluğumuz var. Bu iki taraftan da kaynaklanıyor. Üniversitenin idaresi de maalesef çocukların önünü açmıyor.

TOKİ’YE HİÇBİR ŞEKİLDE YÜZ VERMEDİK
► Kentsel dönüşüm projelerinde farklı bir yol izliyorsunuz. Bunu anlatabilir misiniz?

İsmet Paşa Mahallesi’nde dönüşüm planlıyoruz. Orada TOKİ gelmişti. Biz yüz vermedik, kendimiz yaparız dedik. Orada da direniyorlardı mesela. Biz belediye binamızı da projeyle yaptık. Alanında yetkin insanlar geliyor, yarışma yapıyoruz. Yeni belediye iş merkezini öyle yaptık. Her şeyi yarışmayla yapıyoruz. “Şuna yaptıralım” demiyoruz. Bugüne kadar hiçbir yeri ranta çevirmedim. Belediye Başkanı olduğum zaman, her tarafı satıyorlardı. Telekom’u sattılar, arsaları satıyorlar. Solda bir yüzme havuzu var, orada satılık yazıyor. Havaalanı tarafında da, arsaları satıyorlar. Birileri alacak sonra kapıya dayanacak, “Abi biz orayı aldık, konut yapalım” diyecek. Gittim Telekom’a dedim ki: “Oraları ben alacağım. Kaç lira?” Verdim, aldım. “Kesinlikle imar tadilatı istemiyorum” dedim. Aldım, dedim ki “Burası resmi kurum alanı.” Oraları yüzme havuzu yaptım. Neden? Arkadaki aldığım yeri kat karşılığı aldım. İki tane alanı ranttan kurtardım. Yetmedi, bir daha sattı Telekom. Onu da gittim aynı şekilde aldım. Yaşlı merkezi yaptım. Asla ve asla Çanakkale’de hiçbir yeşil alanı hiçbir şekilde ranta açmadım.

DOĞA SALDIRI ALTINDA

► Gelelim Çanakkale’nin en önemli sorununa. Çanakkale ve çevresinde büyük bir tahribat yaşanıyor. Siz de buna karşı çıkıyorsunuz…
Çok vahşi şekilde Çanakkale’nin doğasına saldırıyorlar. Kaçıncı oldu bilmiyorum ama izin alan şu anda beş tane termik santral var. Siyanürle altın işleme noktasında ruhsat alma aşamasında birçok yatırımcı var. Termik santrallar yörenin coğrafyasını bozacak nitelikte. Orman alanlarını, tarım alanlarını etkileyecek şekilde kuruluyor. Bizim için kritik olan Atiksar Barajı’mız var. İçme suyumuzu temin edebileceğimiz yegâne baraj. Tam onun tepesinde bu işlemi yapıyorlar. Biz de onla mücadele ediyoruz çünkü eğer Atiksar Barajı bir gün kirlenecek olursa, Çanakkale’de hayat durur, çünkü artık yeraltı suyu da yok. Suyumuzu korumak zorundayız. Kazdağları’nın bu ovalara verdiği katkıları yok edersen, ben de bunun mücadelesini veririm.

► Bir tarafta böyle bir tablo var. Diğer taraftan da sizin ‘yeşil projeleriniz’ var. Bu projeleri anlatır mısınız?
Olabildiğince küresel ısınmaya karşı tedbirler almaya çalışıyoruz. Bunlardan bir tanesi de yeşil yönetim yerel binası. Bin megawatlık bir güneş enerjisi santralı kurduk, yakında sisteme vereceğiz. 4 magawatlık da hakkımız var. Tarım üzerine de tohum sandığımız var yerli tohumu teşvik amaçlı.