Ülgür GÖKHAN Çanakkale Belediye Başkanı
TROIA FESTİVALİ RESMİ AÇILIŞ KONUŞMASI
44 yıl önce büyük heyecan, inanç ve özlemle oluşturulan festivalimizin bu yıl ki açılışına onur verdiğiniz için hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum.
O günün koşullarında imkansızlıklarla, zorluklarla başlanan Troia Festivali, 44 yıllık uzun koşusunu heyecan ve inancını yitirmeden azimle sürdürdü. Festivalin düşünce babası Sn İzzet Melih Dilmaç, Sn Av. Cahit Altan, Eyüp Sabri Özkan, Hüseyin Uluarslan, Jak Molinas ve o dönemde emeği geçen herkese, özellikle Çanakkale gençliğine içten teşekkür ediyorum.
44 yıl önce Halk Bahçesinde ekilen festivalin kökleri bugün Troia Ören Yerinde… Bu yıl Barış Kültürümüz Olsun ana temasıyla Plastik Sanatlar yoğunluklu bir festival gerçekleştiriyoruz. Sayın Dilmaç, Sayın Özkan sanıyorum 44 yıl önce nasıl bir iş başardıklarının bugün haklı gururunu yaşıyorlardır.
Değerli Dostlar,
Dünya tarihini birebir etkilemiş coğrafyasıyla, efsanelere konu olan Troia ile, Avrupa ve Asya kıtalarını birleştiren boğazıyla, adalarıyla, çağdaş insanıyla, üzerine titrememiz gereken bir değer üzerinde yaşıyoruz. Farklı kültürlerin birbirlerini özümseyip, birbirlerini sindirerek barış içerisindeki paylaşımları, günümüz dünyasında çok önemli değerlerdir. Tüm insanlığın ortak paylaşımları yakaladığı bu topraklarda, Troia’da, ……..Yalnızca bu nedenle bile barış için Troia, Anadolu çok önemlidir. Çünkü, Anadolu, Barışın güvencesidir.. Çünkü Barışın güvencesi uygarlık tarihidir.
Aynı coğrafyada, birbirinden farklı, hatta birbirine karşı duran pek çok kültürel, etnik ve dini unsurun değişerek, birleşip, dağılıp sonra yeniden ve yeniden bütünleşerek, geçmişten geleceğe oluşturdukları bir dönüşümün yolculuğudur Anadolu... Uygarlıkların doğduğu yerdir Anadolu... Ve Troia, Anadoludur.
Homeros’tan Troya’yı ,Troya’dan Çanakkale’yi, Çanakkale’den özgürlük mücadelesini öğrenmek gerekiyor.
Bu topraklar savaşın içerisinden barışı çıkartmıştır. Troia’dan bugüne kadar bu topraklarda yaşayanlar hep barış istedi. Düşmanların çocuklarını evlatları gibi kabul ederek dünya barışına inandı. Barış, özgürlük, eşitlik ve adalet ilkelerini artık egemen kılmalıyız. Bütün devletler, şu cümle için içtenlikle ve ciddiyetle çaba sarf etmelidir. “Yurtta barış, dünyada barış”
Barış, emek ister, sevgi ister, hoşgörü ister, inanç ister..Artık farklılıklarımızın zenginlik olduğunu anlamalıyız.. Türk, Kürt, Ermeni, Rum, Alman, Yahudi, Arap, Alevi, Sunni, Rus, Amerikalı hepimiz bir rengiz. Irksal, dinsel, ulusal özelliklerimizin üstünde hepimiz önce insanız. Bizler halk türkülerini yaratanlarız, binlerce çiçekten oluşmuş bir kültür bahçesiyiz.
Doğuyla batının buluşma noktası, rüzgarların kenti, kültürlerin mirasçısı Çanakkale’nin çağrısı BARIŞ KÜLTÜRÜMÜZ OLSUN olmuştur.
18 MART TÖRENLERİNDE YAPILAN KONUŞMA
Sayın Başbakan, Sayın Bakanlar, Sayın Deniz Kuvvetleri Komutanı,
Sayın Valim, Sayın Milletvekillerimiz, Değerli Konuklar, Sevgili Çanakkaleliler,
18 Mart Şehitler Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 92. yılını anma törenleri için bir aradayız. Barışın Kenti Çanakkale’ye hoş geldiniz.
Değerli Konuklar,
Çanakkale Savaşları her yönü ile ayrı bir destandır. Çanakkale Deniz ve Kara Savaşları, neden-sonuç ilişkileriyle dünya siyasetinin o günkü değişiminde etkili olmuş, bugünkü siyasetini de etkilemiştir. Bu savaş, destansı özellikleri ile ve her gün yeni bir boyutuyla karşımıza gelerek, bugün de çıkaracağımız öğretilerle doludur.
Bu destansı savaşlarda, Mustafa Kemal ile birlikte emperyalizme karşı milli mücadele ruhu da doğmuştur. Bu ruh, üstün savaş olanaklarına karşı, vatanını koruyanların bağımsızlık ve ulusal benliğini yaratma ruhudur. Bu ruh ki, bu savaşı farklı kılmaktadır. Vatanımızın bölünmezliği, Türk Halkının esenliği için bugün de canlarını ortaya koyan kahramanlarımız, şehitlerimiz var. İşte onlar da bu ruhu, Çanakkale savaşlarında şehit olan büyüklerinden almışlardır.
Çanakkale Savaşları, ayrıca yeni çağdaş Türkiye Cumhuriyeti'nin ve Türk Ulusu'nun yaşama bakışını, inancını ve yeteneklerini sergilemesi açısından da tarihe ışık tutmuş ve tutmaya devam etmektedir. Bu tarihsel ışık, Türk Ulusu'nun cesareti, hoşgörüsü, haklılığının ve ulusal bütünlüğüne bağlılığının göstergesidir.
Sayın Başbakanımız, Değerli Konuklar,
Tarihin önemli savaşlarının yaşandığı bu topraklarda, bugün barış bizim kültürümüz oldu. Bu topraklarda taraflar savaşırken birbirlerine saygı da duydu. Mustafa Kemal’i dünya bu topraklarda tanıdı. Türkiye Cumhuriyeti’nin önsözü bu topraklarda yazıldı.
Siperlerden başlarını dahi çıkartamazken, karşılıklı iki siper arasında tam ortada yaralı yatan bir düşman askerini, kendi siperinden çıkarak kaldırıp taşıyan ve siperine bırakan Mehmetçik dünyaya insanlık örneğini sergiliyordu. Mehmetçiğin bu hoşgörüsü ve fedakarlığı Çanakkale Savaşlarını tarihe “centilmenler savaşı” olarak yazdırdı. Bu topraklara işgal için gelenler; vatan sevgisini, cesareti, insan olmanın erdemini ve barışı gördü. Birçok sömürge toplumu bu savaşlarda, ulus olmanın bilincine ulaştı.
Anafartalar kahramanı Mustafa Kemal, savaştığı ve bu topraklarda can veren yabancı askerlerin annelerine şöyle seslendi: “ Bu memleketin toprakları üstünde kanlarını döken kahramanlar… Burada dost bir vatanın toprağındasınız. Huzur ve sükun içinde uyuyunuz. Sizler Mehmetçiklerle yan yana, koyun koyunasınız. Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar, gözyaşlarınızı dindiriniz. Evlatlarınız, bizim bağrımızdadır. Huzur içindedirler ve huzur içinde rahat rahat uyuyacaklardır. Bu toprakta canlarını verdikten sonra artık bizim evlatlarımız olmuştur.”
Tarihin en anlamlı ve dramatik savaşlarından, Atatürk büyük bir barış yaratmıştı. Tüm dünya bu sözler karşısında genç Türkiye Cumhuriyetine derin bir saygı duydu. Türkiye Cumhuriyeti’ni ırksal, dinsel yada etnik bir kökene dayandırmadan “yurttaşlık ilkesi” üzerine kuran Atatürk, bu sözlerle tüm ayrılıkçı yaklaşımları reddederek, hepimizin üst kimliğinin “insan” olduğunu tüm dünyaya öğretiyordu.
Barış içinde yaşayabilmemiz için, öncelikle barışa inanmamız şarttır. Siyasal ya da toplumsal bölünmelerin temelinde, kültürel farklılıklar değil, ayrılıkçı işlev gören ideolojiler yatar. Dil, din, mezhep, ırk, milliyet; bu farklılıkları ayrılıkçılık amacıyla kullandığınız zaman, vatandaşlık bağıyla Cumhuriyetimize bağlı olan insanları kimlik bağlamında birbirinden uzaklaştırırsınız. Bu anlayış ta ulusal bütünlüğümüz için büyük bir tehlike oluşturur.
Değerli Konuklar, Sevgili Çanakkaleliler,
Küresel boyutta uygulanan neo-liberal politikalar ve bölgemizde yaşadığımız sıcak gelişmeler, “yurtta barış, dünyada barış” ilkemize ters düşmektedir. BM, uluslar arası hukuk ve insanlığın evrensel ilkeleri tanınmayarak; dünyadaki büyük sermaye gruplarının çıkarları doğrultusunda ülkeler işgal edilmekte; parçalanıp bölünmektedir. Enerji kaynaklarını gasp etmek için parçalayıp, bölüp yönetiyorlar. İşgal ettiği topraklardaki çocukların ölümünü ve de kendi evlatlarının ölümünü önemsemeden tüm bunları demokrasi ve özgürlük adına gerçekleştirdiklerini söylüyorlar.
Bugün, komşumuz Irak’a, bizim de bu emperyalist güçlerle birlikte girmemiz gerektiğini savunanları ve Büyük Ortadoğu Projesinin bir parçası olmak isteyenleri görüyoruz. Oysa biz, barışın ülkesi olmalıyız. Bağımsızlık karakterimiz olmalı. Çanakkale’nin destansı kara ve deniz savaşlarında biz, topraklarımızı, Anadolu’yu savunuyorduk. Bugün dünyada göremediğimiz yüksek bir ruha sahiptik. Cesur yüreklerimiz ve onurumuz vardı. Tarihe ve bu topraklara “Çanakkale Geçilmez” diye yazdık. Çünkü vatanımızı savunuyorduk. Binlerce yıl önce, Truvalıların Anadolu’yu savunduğu gibi…
Ve tarih sonuçta işgalcileri değil, bizleri saygıyla anmaktadır.
Bugün de, yarın da, Misak-ı Milli sınırlarımız içindeki vatan topraklarını savunacağımızdan kimsenin şüphesi olmamalıdır. Türkiye Cumhuriyeti, dogmalara saplanmayarak, manevi mirası olan akıl ve bilim yolunda yürüyüşüne devam edecek; ileri görüşe sahip ciddi devlet adamları ve yüksek ruha sahip halkıyla çağdaş uygarlığın saygın ve güçlü temsilcisi olacaktır.
Değerli Konuklar, Sevgili Çanakkaleliler,
Şehrimize teşrifleriyle bu tarihi günü burada bizimle paylaşarak onurlandıran başta Başbakanımız Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN, Sayın Bakanlar, Komutanlar ve Milletvekillerimiz olmak üzere tüm konuklarımıza Çanakkale Halkı adına şükranlarımı sunuyor, bugünümüzün ortakları ve aydınlık geleceğimiz olan çocuklarımıza en içten sevgilerimi iletiyorum.
Bu anlamlı günde; bize manevi miras olarak yalnızca “akıl ve bilim“ bırakan Ulu Önder Atatürk'ü ve bu vatan toprakları için canını vererek huzur ve güven içerisinde yaşamamızı sağlayan tüm şehitlerimizi rahmet, gazilerimizi minnetle anıyor, bize yol gösterenlerin anıları önünde saygıyla eğiliyorum.
Laik ve demokratik Cumhuriyetimizi kuran sarsılmaz iradeyi onlar bize bu topraklarda gösterdiler. Ruhları şad olsun. “Çanakkale’nin geçilmesine” dur diyerek, tarihin akışını ve dünyayı değiştiren deniz zaferimizin 92. yıldönümü hepimize kutlu olsun ve BARIŞ KÜLTÜRÜMÜZ OLSUN.
Sevgi ve saygılarımla…